Cilt Kalitesi - Estetiğin Görünmeyen Temeli
- Görüntüleme: 33
Medikal estetikte hızlı çözümler cazip görünse de, uzun vadeli ve doğal sonuçların temelinde cilt kalitesi yer alır. Nemini, kolajenini ve elastikiyetini koruyan sağlıklı bir cilt; botoks, dolgu ve diğer uygulamaların etkisini daha dengeli ve kalıcı kılar.

Medikal estetiğe başvuran hastalarımızda sık gördüğümüz bir durum var: Yüzlerinde zamanla oluşan problemlerin hemen çözülmesini istiyorlar. “Botoks yapalım, dolgu ile lifting yapalım, ip askı ile toparlayalım…”
Elbette bunların hepsi yerinde uygulandığında değerli yöntemlerdir. Ama bazen gözden kaçan bir nokta oluyor: Bu problemlerin kaynağı çoğunlukla cilt kalitesinin bozulmasıdır. Eğer cildin zemini zayıflıyorsa, üzerine yapılan işlemlerin etkisi de kısa sürede sınırlı kalır.
Ben kendi pratiğimde de sık sık şunu görüyorum; hızlı çözümler cazip geliyor ama uzun vadede esas farkı yaratan şey, cilt kalitesine yapılan yatırımdır. Çünkü sağlıklı ve güçlü bir cilt, yapılan her işlemi daha doğal ve kalıcı gösterir.
İyileştirmeyi konuştuğumuz yazımızda da vurgulamıştık: Estetikte amaç yüzü başka birine dönüştürmek değil, kişinin kendi en iyi haline taşımaktır. İşte cilt kalitesi tam da bu noktada devreye giriyor. Cildin nemini, elastinini, kolajenini korumak; yani zemini güçlü tutmak… Bu olmadan kalıcı bir gençlik hissi yakalamak mümkün değil.
Çoğu zaman “önce cilt kalitesini güçlendirelim” dediğimizde, bunun uzun bir süreçolduğu düşünülüyor ve hemen sonuç görmek isteyenler sabırsızlanıyor. Ama şu unutulmamalı: Eğer deriniz incelmişse, yüzünüzdeki çöküntüler ya da matlık cilt kalitesinden kaynaklanıyorsa, sadece dolgu veya askı ile bunu örtemezsiniz. Üstüne ne koyarsak koyalım, sonuç cildin sağlığı kadar güzel görünür.
Bazen de şu itirazı duyuyoruz: “Ben bunlarla uğraşamam, ileride gerekirse ameliyat olurum.” Oysa işin gerçeği şudur: Cilt kalitesi ne kadar iyiyse, ameliyatın sonucu da o kadar iyi çıkar. Sağlam bir zemine dokunmak, doğal ve kalıcı bir gençlik getirir. Eğer zemin zayıfsa, cerrahi müdahale bile kısa sürede doğallığını kaybedebilir.
Bu yüzden biz diyoruz ki: Önce cildin yaşlanmasını durduralım, sonra onu iyileştirelim. Bu süreç kişiye özel planlanmalı. Hangi medikal estetik uygulamalar yapılacak, nasıl bir takvim izlenecek, evde hangi dermokozmetik ürünler destek olacak… Bunların hepsi muayene ile belirlenmeli. Çünkü herkesin cilt hikâyesi farklıdır.
Sonuç olarak, gerçek estetik sadece yüz hatlarını şekillendirmekten ibaret değildir. Güzel bir yüz, sağlıklı bir cilt üzerine inşa edilir. Cilt kalitesi arttığında, hem bugün yapılan işlemler daha iyi görünür hem de gelecekte yaşlanma süreci çok daha yavaş ilerler. Bizim görevimiz de hastalarımıza bunu hatırlatmak: Önce cilt, sonra estetik. Çünkü güzellik en temelde, sağlıklı bir cildin ışıltısında saklıdır.






